İslam Nasıl Tahrif Edildi?

Tepki çekmesi muhtemel, çarpıcı bir girişle başlayalım: Muhammed peygamber bu dünyaya tekrar geri dönse, kendine Müslüman diyenler onu öldürmeye çalışırlardı. Günümüz Müslümanlarının takip ettiği dinin, İbrahim ve Muhammed peygamber tarafından dile getirilmiş dinle ilgisi kalmamıştır.

Müslümanların yaptığı hemen her şey yanlıştır: Birleme kelimesi (şehadet), abdest, namaz, zekat, Hacc ve İslam’ın diğer bütün uygulamaları…

Bu kadar aşırı iddialar için, elbette delillerimiz olmalı. Aşağıda, çok kısa bir şekilde, geleneksel din anlayışı ile Kuran arasındaki farklardan bazılarını listeledik. Bu, sadece kısa bir özet. Elinize Kuran alıp, orada yazanlarla bize anlatılanların ne kadar uyumlu olduğunu kendiniz sorgularsanız, şüphesiz çok daha fazlasını da görebilirsiniz.

Din adına Allah tarafından yetkilendirilmiş kimse yoktur.

أَمْ لَهُمْ شُرَكَاء شَرَعُوا لَهُم مِّنَ الدِّينِ مَا لَمْ يَأْذَن بِهِ اللَّهُ وَلَوْلَا كَلِمَةُ الْفَصْلِ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّ الظَّالِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Yoksa Allah’ın izni olmadığı halde onlar için dini kurallar ve yasalar ortaya koyan ortakları mı var? Daha önce belirlenmiş bir karar olmasaydı onların arasında yargı verilirdi. Zalimlere acı bir azap vardır. (Şura 42:21)

Geleneksel Din anlayışı, mensuplarını, Kuran’ın mücmel (kısa, kapalı) olduğuna inandırmaya çalışır.

الر     كِتَابٌ أُحْكِمَتْ آيَاتُهُ ثُمَّ فُصِّلَتْ مِن لَّدُنْ حَكِيمٍ خَبِيرٍ
Elif Lâm Râ. Bu öyle bir kitaptır ki, âyetleri muhkem kılınmış, sonra da herşeyden haberdar olan hikmet sahibi Allah tarafından âyetleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır. (Hud 11:1)
وَهَٰذَا صِرَاطُ رَبِّكَ مُسْتَقِيمًا قَدْ فَصَّلْنَا الْآيَاتِ لِقَوْمٍ يَذَّكَّرُونَ
İşte Rabbinin doğru yolu budur. Şüphesiz biz, hatırlayıp ibret alan bir kavim için âyetleri geniş bir şekilde açıkladık. (Enam 6:126)
وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ فِي هَٰذَا الْقُرْآنِ مِن كُلِّ مَثَلٍ لَّعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ
Biz bu Kuran’da, insanlara, her türlü örneği verdik ki öğüt alsınlar. (Zümer 39:27)

Hakim Gelenek, Hadis ve Sünnet denilen rivayetlerle dine eklemeler yapmıştır.

قُلْ أَيُّ شَيْءٍ أَكْبَرُ شَهَادةً قُلِ اللّهِ شَهِيدٌ بِيْنِي وَبَيْنَكُمْ وَأُوحِيَ إِلَيَّ هَذَا الْقُرْآنُ لأُنذِرَكُم بِهِ وَمَن بَلَغَ أَئِنَّكُمْ لَتَشْهَدُونَ أَنَّ مَعَ اللّهِ آلِهَةً أُخْرَى قُل لاَّ أَشْهَدُ قُلْ إِنَّمَا هُوَ إِلَهٌ وَاحِدٌ وَإِنَّنِي بَرِيءٌ مِّمَّا تُشْرِكُونَ
De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir. Sizi -ve kime ulaşırsa- kendisiyle uyarmam için bana şu Kur’an vahyedildi. Gerçekten Allah’la beraber başka ilahların da bulunduğuna siz mi şahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben şehadet etmem.” De ki: “O, ancak bir tek olan ilahtır ve gerçekten ben, sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım.” (Enam 6:19)
أَفَغَيْرَ اللّهِ أَبْتَغِي حَكَمًا وَهُوَ الَّذِي أَنَزَلَ إِلَيْكُمُ الْكِتَابَ مُفَصَّلاً وَالَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْلَمُونَ أَنَّهُ مُنَزَّلٌ مِّن رَّبِّكَ بِالْحَقِّ فَلاَ تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَرِينَ
Allah’tan başka bir hakem mi arayayım? Oysa O, size Kitabı açıklanmış olarak indirmiştir. Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bunun gerçekten Rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma. (Enam 6:114)
لَقَدْ كَانَ فِي قَصَصِهِمْ عِبْرَةٌ لِّأُوْلِي الأَلْبَابِ مَا كَانَ حَدِيثًا يُفْتَرَى وَلَكِن تَصْدِيقَ الَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ كُلَّ شَيْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
Onların tarihinde, akıl sahipleri için bir ders vardır. Bu, uydurma bir hadis değil; fakat kendisinden öncekilerin doğrulayıcısı, her şeyin detaylı açıklaması ve inananlar için bir hidayet ve Rahmettir. (Yusuf 12:111)
وَمِنَ النَّاسِ مَن يَشْتَرِي لَهْوَ الْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا أُولَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ
İnsanlardan bazısı var ki, halkı bilgisizce Allah’ın yolundan saptırmak ve onu hafife almak için temelsiz hadislere sarılırlar. Onlar için aşağılayıcı bir azap vardır. (Lokman 31:6)

 Bu temel kabullerin sonucu olarak, aşağıda bazı örneklerini verdiğimiz somut çarpıtmalar yapılmıştır.

Bozuk Adalet Sistemi

Hakim gelenekte dinden dönen, namaz kılmayan, dört kez içki içen öldürülür.

…لاَ إِكْرَاهَ فِي الدِّينِ قَد تَّبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّ
Dinde zorlama yoktur. Artık doğruluk, sapıklıktan ayrılmıştır…  (Bakara 2:256)
وَلَوْ شَاء رَبُّكَ لآمَنَ مَن فِي الأَرْضِ كُلُّهُمْ جَمِيعًا أَفَأَنتَ تُكْرِهُ النَّاسَ حَتَّى يَكُونُواْ مُؤْمِنِينَ
Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi inanırdı. Öyleyse, sen mi halkı inanmaları için zorlayacaksın? (Yunus 10:99)
Hatırlat, çünkü sen hatırlatıcısın. (Gaşiye 88:21)  فَذَكِّرْ إِنَّمَا أَنتَ مُذَكِّرٌ
Sen onları zorlayacak değilsin. (Gaşiye 88:22)  لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ

Hakim gelenekte zina eden evli taşlanarak öldürülür.

 سُورَةٌ أَنزَلْنَاهَا وَفَرَضْنَاهَا وَأَنزَلْنَا فِيهَا آيَاتٍ بَيِّنَاتٍ لَّعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
(Bu) İndirdiğimiz ve farz kıldığımız bir sûredir. İçinde, umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz diye apaçık ayetler indirdik. (Nur 24:1)
 الزَّانِيَةُ وَالزَّانِي فَاجْلِدُوا كُلَّ وَاحِدٍ مِّنْهُمَا مِئَةَ جَلْدَةٍ وَلَا تَأْخُذْكُم بِهِمَا رَأْفَةٌ فِي دِينِ اللَّهِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَلْيَشْهَدْ عَذَابَهُمَا طَائِفَةٌ مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ
Zina eden kadın ve erkeğin her birine yüz celde vurunuz. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, onlara olan acıma duygunuz Allah’ın yasasını uygulamakta size engel olmasın. İnananlardan bir grup onların cezalandırılma işlemine tanık olsun. (Nur 24:2)
…فَإِذَا أُحْصِنَّ فَإِنْ أَتَيْنَ بِفَاحِشَةٍ فَعَلَيْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى الْمُحْصَنَاتِ مِنَ الْعَذَابِ
…(Evlilik yoluyla özgürlüğüne kavuşan kölelerden) zina yapanlara, özgür kadınlara verilen cezanın yarısı uygulanmalı… (Nisa 4:25)

Hakim gelenekte vasiyet bırakmak yasaktır.

كُتِبَ عَلَيْكُمْ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ الْمَوْتُ إِن تَرَكَ خَيْرًا الْوَصِيَّةُ لِلْوَالِدَيْنِ وَالأقْرَبِينَ بِالْمَعْرُوفِ حَقًّا عَلَى الْمُتَّقِينَ
Sizden birine ölüm yaklaştığında, bir mal bırakacaksa anaya babaya, yakınlara, uygun bir biçimde vasiyet etmesi farz kılındı. Bu, erdemliler için bir görevdir. (Bakara 2:180)
…يُوصِيكُمُ اللّهُ فِي أَوْلاَدِكُمْ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الأُنثَيَيْنِ فَإِن.
…مِن بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِي بِهَا أَوْ دَيْنٍ …
Allah size çocuklarınız hakkında öğütte bulunuyor. Erkek, kadının iki katı pay alır. Mirasçılar sadece … altıda bir düşer. Tüm bu paylaşma oranları, ölenin yaptığı VASİYETTEN ve borçların ödenmesinden sonra gelir…. (Nisa 4:11)

İbadetlerde Tahrifat

Hakim gelenekte, abdeste pek çok ekleme yapılmıştır.

…يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِذَا قُمْتُمْ إِلَى الصَّلاةِ فاغْسِلُواْ وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُواْ بِرُؤُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَينِ
İnananlar! Namaza kalktığınız zaman; Yıkayın: Yüzünüzü ve dirseklere kadar ellerinizi. Sıvazlayın: Başınızı ve topuklara kadar ayaklarınızı… (Maide 5:6)

Hakim gelenekte sabah, akşam ve yatsı namazlarında yüksek sesle, öğle ve ikindide sessiz namaz kılınır.

وَلاَ تَجْهَرْ بِصَلاَتِكَ وَلاَ تُخَافِتْ بِهَا وَابْتَغِ بَيْنَ ذَلِكَ سَبِيلاً…
…Namazında (sesini) çok yükseltme, çok da kısma, bu ikisi arasında bir yol benimse. (İsra 17:101)

Hakim gelenekte zekat yılda bir defaya indirilmiştir ve verilmesi için, malın üzerinden bir yıl geçmesi beklenir.

وَهُوَ الَّذِي أَنشَأَ جَنَّاتٍ مَّعْرُوشَاتٍ وَغَيْرَ مَعْرُوشَاتٍ وَالنَّخْلَ وَالزَّرْعَ مُخْتَلِفًا أُكُلُهُ وَالزَّيْتُونَ وَالرُّمَّانَ مُتَشَابِهًا وَغَيْرَ مُتَشَابِهٍ كُلُواْ مِن ثَمَرِهِ إِذَا أَثْمَرَ وَآتُواْ حَقَّهُ يَوْمَ حَصَادِهِ وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ
Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, zeytinleri ve narları -benzer veya farklı- yaratan O’dur. Her biri meyve verdiği zaman meyvesinden yeyin ve hakkını da hasat gününde verin. Savurganlık yapmayın; O, savurganları sevmez. (Enam 6:141)

Hakim gelenekte adetli kadınlara ibadet yasağı getirilmiştir.

وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الْمَحِيضِ قُلْ هُوَ أَذًى فَاعْتَزِلُواْ النِّسَاء فِي الْمَحِيضِ وَلاَ تَقْرَبُوهُنَّ حَتَّىَ يَطْهُرْنَ فَإِذَا تَطَهَّرْنَ فَأْتُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ أَمَرَكُمُ اللّهُ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ
Sana aybaşı halini sorarlar, De ki: ‘O bir rahatsızlıktır. Aybaşı halinde olan kadınlarla cinsel ilişkiye girmeyin ve ondan kurtuluncaya kadar onlara yaklaşmayın. Kurtuldukları zaman Allah’ın size uygun gördüğü yerden onlarla ilişkide bulunun. Allah yönelenleri sever, arınanları sever.’ (Bakara 2:222)

Hakim gelenek Cuma namazını kadınlar için gerekli görmez.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِي لِلصَّلَاةِ مِن يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
Ey inananlar, cuma günü namaza çağrıldığınızda Allah’ı anmak için acele edin ve alışverişi bırakın. Bilseniz, bu sizin için daha iyidir. (Cuma 62:9)

Hakim gelenekte, Hacc, bir haftalık zaman dilimine sıkıştırılmıştır.

الْحَجُّ أَشْهُرٌ مَّعْلُومَاتٌ فَمَن فَرَضَ فِيهِنَّ الْحَجَّ فَلاَ رَفَثَ وَلاَ فُسُوقَ وَلاَ جِدَالَ فِي الْحَجِّ وَمَا تَفْعَلُواْ مِنْ خَيْرٍ يَعْلَمْهُ اللّهُ وَتَزَوَّدُواْ فَإِنَّ خَيْرَ الزَّادِ التَّقْوَى وَاتَّقُونِ يَا أُوْلِي الأَلْبَابِ
Hacc, bilinen aylarda uygulanmalı. Kim o aylarda hacca karar vermişse bilsin ki, hacda cinsel ilişki, kötülük yapmak, tartışmak yoktur. Yaptığınız her iyiliği Allah bilir. Yol için azığınızı hazırlarken en hayırlı azığın erdemlilik olduğunu unutmayın. Anlayış sahipleri! Beni dinleyin. (Bakara 2:197)

Din adına uydurulan hükümlerle hayatın zorlaştırılması

Hakim gelenekte sanat; resim, heykel (ve çoğu mezhepte müzik) yasaktır.

قُلْ مَنْ حَرَّمَ زِينَةَ اللّهِ الَّتِيَ أَخْرَجَ لِعِبَادِهِ وَالْطَّيِّبَاتِ مِنَ الرِّزْقِ قُلْ هِي لِلَّذِينَ آمَنُواْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا خَالِصَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ كَذَلِكَ نُفَصِّلُ الآيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
De ki: ‘Allah’ın, kendi kulları için yarattığı süsleri ve güzel rızıkları kim haram edebilir?’ De ki: ‘Onlar dünya hayatında inananlar içindir, ahirette ise sadece onlar içindir.’ Bilen bir toplum için ayetlerimizi böyle detaylı açıklarız. (Araf 7:32)
يَعْمَلُونَ لَهُ مَا يَشَاء مِن مَّحَارِيبَ وَتَمَاثِيلَ وَجِفَانٍ كَالْجَوَابِ وَقُدُورٍ رَّاسِيَاتٍ اعْمَلُوا آلَ دَاوُودَ شُكْرًا وَقَلِيلٌ مِّنْ عِبَادِيَ الشَّكُورُ
O ne dilerse onun için yaparlardı: Mihraplar, heykeller, derin havuzlar ve ağır kazanlar… Ey Davut ailesi, şükür göstergesi olarak çalışın. Kullarımdan pek azı şükredicidir. (Sebe 34:13)

Hakim gelenekte pek çok yiyecek haram ilan edilmiştir.

قُل لاَّ أَجِدُ فِي مَا أُوْحِيَ إِلَيَّ مُحَرَّمًا عَلَى طَاعِمٍ يَطْعَمُهُ إِلاَّ أَن يَكُونَ مَيْتَةً أَوْ دَمًا مَّسْفُوحًا أَوْ لَحْمَ خِنزِيرٍ فَإِنَّهُ رِجْسٌ أَوْ فِسْقًا أُهِلَّ لِغَيْرِ اللّهِ بِهِ فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلاَ عَادٍ فَإِنَّ رَبَّكَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
De ki: ‘Bana vahyedilende, yiyen birisi için şunların dışında haram edilmiş bir madde bulamıyorum: Leş, akıtılmış kan, domuzun eti -ki pistir-, Allah’tan başkasına sapıkça adanmış yiyecekler.’ Zorda kalan bir kimse, istekli olmaz ve sınırı aşmazsa kuşkusuz senin Rabbin Bağışlayandır, Rahimdir. (Enam 6:145)
 إِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةَ وَالْدَّمَ وَلَحْمَ الْخَنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ لِغَيْرِ اللّهِ بِهِ فَمَنِ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلاَ عَادٍ فَإِنَّ اللّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Size sadece leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası için adananları haram kılmıştır. Kim zorda kalırsa, istekli olmamak ve sınırı aşmamak koşuluyla Allah Bağışlayandır, Rahimdir. (Nahl 16:115)
 وَلاَ تَقُولُواْ لِمَا تَصِفُ أَلْسِنَتُكُمُ الْكَذِبَ هَذَا حَلاَلٌ وَهَذَا حَرَامٌ لِّتَفْتَرُواْ عَلَى اللّهِ الْكَذِبَ إِنَّ الَّذِينَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللّهِ الْكَذِبَ لاَ يُفْلِحُونَ
Dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden ötürü ‘Bu helaldir, bu haramdır,’ demeyin. Böylece ALLAH’a yalan yakıştırmış olursunuz. Allah’a yalan yakıştıranlar başarıya ulaşamazlar. (Nahl 16:116)

Hakim gelenekte erkeklere ipek ve altın yasaklanmıştır.

يَا بَنِي آدَمَ خُذُواْ زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ وكُلُواْ وَاشْرَبُواْ وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ
Adem oğulları, mescitlere giderken süsleniniz. Yiyiniz içiniz; ancak oburluk ve savurganlık yapmayınız. O, oburları ve savurganları sevmez. (Araf 7:31)
قُلْ مَنْ حَرَّمَ زِينَةَ اللّهِ الَّتِيَ أَخْرَجَ لِعِبَادِهِ وَالْطَّيِّبَاتِ مِنَ الرِّزْقِ قُلْ هِي لِلَّذِينَ آمَنُواْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا خَالِصَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ كَذَلِكَ نُفَصِّلُ الآيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
De ki: ‘Allah’ın, kendi kulları için yarattığı süsleri ve güzel rızıkları kim haram edebilir?’ De ki: ‘Onlar dünya hayatında inananlar içindir, ahirette ise sadece onlar içindir.’ Bilen bir toplum için ayetlerimizi böyle detaylı açıklarız. (Araf 7:32)

Hakim gelenekte tırnakların kesilmesi, uyku, namaz, ve boy abdesti ile ilgili sayısız kurallar uydurulmuştur.

 وَإِذْ قَالَ مُوسَى لِقَوْمِهِ إِنَّ اللّهَ يَأْمُرُكُمْ أَنْ تَذْبَحُواْ بَقَرَةً قَالُواْ أَتَتَّخِذُنَا هُزُواً قَالَ أَعُوذُ بِاللّهِ أَنْ أَكُونَ مِنَ الْجَاهِلِينَ
Hani, Musa halkına: ‘Allah bir sığır boğazlamanızı emrediyor,’ demişti. ‘Bizimle alay mı ediyorsun,’ deyince de ‘Cahilce davranmaktan Allah’a sığınırım,’ dedi. (Bakara 2:67)
 قَالُواْ ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لّنَا مَا هِيَ قَالَ إِنَّهُ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ لاَّ فَارِضٌ وَلاَ بِكْرٌ عَوَانٌ بَيْنَ ذَلِكَ فَافْعَلُواْ مَا تُؤْمَرونَ
‘Bizim için Rabbi’ni çağır da onun niteliğini bize açıklasın,’ dediler. ‘O diyor ki, o ne yaşlı ne genç, ikisinin ortasında bir sığırdır. Size emredileni yapın,’ dedi. (Bakara 2:68)
 قَالُواْ ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا لَوْنُهَا قَالَ إِنَّهُ يَقُولُ إِنّهَا بَقَرَةٌ صَفْرَاء فَاقِعٌ لَّوْنُهَا تَسُرُّ النَّاظِرِينَ
‘Bizim için Rabbini çağır da onun rengini de açıklasın,’ dedi ki: ‘O diyor ki, o rengi parlak sarı bir düvedir, bakanların içini açar,’ dediler. (Bakara 2:69)
 قَالُواْ ادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا هِيَ إِنَّ البَقَرَ تَشَابَهَ عَلَيْنَا وَإِنَّآ إِن شَاء اللَّهُ لَمُهْتَدُونَ
‘Bizim için Rabbi’ni çağır da, onun niteliğini bize daha da açıklasın. Çünkü sığırlar bizce birbirine benziyor. Allah dilerse yolu buluruz,’ dediler. (Bakara 2:70)
 قَالَ إِنَّهُ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ لاَّ ذَلُولٌ تُثِيرُ الأَرْضَ وَلاَ تَسْقِي الْحَرْثَ مُسَلَّمَةٌ لاَّ شِيَةَ فِيهَا قَالُواْ الآنَ جِئْتَ بِالْحَقِّ فَذَبَحُوهَا وَمَا كَادُواْ يَفْعَلُونَ
‘O diyor ki, o sığır yeri sürüp ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir sığırdır,’ dedi. ‘İşte şimdi gerçeği getirdin!,’ diyerek sonunda sığırı boğazladılar; az kalsın bunu yapmayacaklardı. (Bakara 2:70)
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَسْأَلُواْ عَنْ أَشْيَاء إِن تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْ وَإِن تَسْأَلُواْ عَنْهَا حِينَ يُنَزَّلُ الْقُرْآنُ تُبْدَ لَكُمْ عَفَا اللّهُ عَنْهَا وَاللّهُ غَفُورٌ حَلِيمٌ
İnananlar, açıklandığı vakit hoşunuza gitmeyecek şeyler hakkında sorular sormayın. Kuran’ın ışığında sorarsanız size açık olurlar. Allah özellikle onlardan söz etmedi. Allah Bağışlayandır, Yumuşaktır. (Maide 5:101)

Hakim Gelenek, küçük çocukların cinsel organlarının bir kısmını hıtan (sünnet) adı verilen bir uygulama ile keserek onları sakatlar!

وَلأُضِلَّنَّهُمْ وَلأُمَنِّيَنَّهُمْ وَلآمُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ آذَانَ الأَنْعَامِ وَلآمُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ اللّهِ وَمَن يَتَّخِذِ الشَّيْطَانَ وَلِيًّا مِّن دُونِ اللّهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُّبِينًا
(Şeytan:) ‘Onları saptıracağım, onları kuruntularla oyalayacağım, hayvanların kulaklarını yarmalarını  emredeceğim, Allah’ın yaratıklarını değiştirmelerini emredeceğim.’ Kim Allah yerine şeytanı dost ve egemen edinirse apaçık bir kayba uğramıştır. (Nisa 4:11)

Muhammed Peygamber Hakkında Çarpıtmalar

Hakim gelenek, iradesi dışında Muhammed peygamberi putlaştırmıştır.

آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
Rasul, Rabbinden kendisine indirilene inandı, inananlar da… Hepsi, Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve rasullerine inanırlar: ‘Rasullerinin hiç birisi arasında ayırım yapmayız.’ Derler ki: ‘İşittik ve uyduk. Rabbimiz bizi bağışla; dönüş sanadır.’ (Bakara 2:285)
مَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُؤْتِيَهُ اللّهُ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُواْ عِبَادًا لِّي مِن دُونِ اللّهِ وَلَكِن كُونُواْ رَبَّانِيِّينَ بِمَا كُنتُمْ تُعَلِّمُونَ الْكِتَابَ وَبِمَا كُنتُمْ تَدْرُسُونَ
Allah’ın kendisine kitap, bilgelik ve peygamberlik verdiği hiç bir insan, ‘Allah’tan sonra bana da kulluk ediniz,’ diye halkı kendisine çağırmaz. Aksine, ‘Öğrenip öğrettiğiniz kitap gereğince kendisini Rabbine adayan kullar olun,’ der. (Al-i İmran 3:79)

Hakim gelenekte İslam’ın ilk şartına (şehadet) Muhammed peygamberin adı eklenmiştir.

شَهِدَ اللّهُ أَنَّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ وَالْمَلاَئِكَةُ وَأُوْلُواْ الْعِلْمِ قَآئِمَاً بِالْقِسْطِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Allah, kendisinden başka ilah olmadığına şehadet eder; melekler ve adaleti gözeten ilim sahipleri de… O’ndan başka ilah yoktur. Üstündür, Bilgedir. (Al-i İmran 3:18)
وَإِذَا ذُكِرَ اللَّهُ وَحْدَهُ اشْمَأَزَّتْ قُلُوبُ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ وَإِذَا ذُكِرَ الَّذِينَ مِن دُونِهِ إِذَا هُمْ يَسْتَبْشِرُونَ
Allah tek başına anıldığı an ahirete inanmayanların kalpleri huzursuz olarak ürker. Fakat O’nun dışındakiler anıldığı zaman hemen yüzleri güler. (Zümer 39:45)

Hakim gelenekte ezana ve namaza peygamberin adı eklenmiştir; namazda (tahiyyat duası ile) ona huzurumuzda imiş gibi hitap edilmektedir.

إِنَّنِي أَنَا اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدْنِي وَأَقِمِ الصَّلَاةَ لِذِكْرِي
‘Ben, evet Ben Allan’ım; Benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et ve Beni anmak için namazı gözet.’ (Ta-Ha 20:14)
وَأَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلَّهِ فَلَا تَدْعُوا مَعَ اللَّهِ أَحَدًا
Mescidler sadece Allah’a aittir; öyleyse Allah ile birlikte hiç kimseyi çağırmayın. (Cin 72:18)

Hakim gelenek, Muhammed peygamberi en üstün Rasul kabul eder.

آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
Rasul, Rabbinden kendisine indirilene inandı, inananlar da… Hepsi, Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve rasullerine inanırlar: ‘Rasullerinin hiç birisi arasında ayırım yapmayız.’ Derler ki: ‘İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bizi bağışla; dönüş sanadır.’ (Bakara 2:285)

Hakim gelenek Muhammed peygamberin hata yapmayacağı iddiasında bulunur (İsmet sıfatı)

لِيَغْفِرَ لَكَ اللَّهُ مَا تَقَدَّمَ مِن ذَنبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكَ وَيَهْدِيَكَ صِرَاطًا مُّسْتَقِيمًا
Allah, geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın ve seni doğru yola iletsin. (Fetih 48:2)
مَّا أَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّهِ وَمَا أَصَابَكَ مِن سَيِّئَةٍ فَمِن نَّفْسِكَ وَأَرْسَلْنَاكَ لِلنَّاسِ رَسُولاً وَكَفَى بِاللّهِ شَهِيدًا
Sana güzellikten her ne ererse bil ki Allah’tandır, kötülükten de başına her ne gelirse anla ki sendendir, biz seni insanlara bir Resul olarak gönderdik, şahit olarak Allah yeter. (Nisa 4:79)
عَفَا اللّهُ عَنكَ لِمَ أَذِنتَ لَهُمْ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكَ الَّذِينَ صَدَقُواْ وَتَعْلَمَ الْكَاذِبِينَ
Allah seni affetti: Doğrular ve yalancılar sana belli olmadan önce neden onlara izin verdin? (Tevbe 9:34)
وَإِذْ تَقُولُ لِلَّذِي أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَأَنْعَمْتَ عَلَيْهِ أَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَاتَّقِ اللَّهَ وَتُخْفِي فِي نَفْسِكَ مَا اللَّهُ مُبْدِيهِ وَتَخْشَى النَّاسَ وَاللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخْشَاهُ
Allah tarafından kendisine iyilik yapılan ve senin de iyilikte bulunduğun kişiye, ‘Karını tut ve Allah’ı gözet,’ diyordun. Böylece Allah’ın açığa vuracağı bir şeyi gizliyordun. Allah’tan çekinmen gerekirken halktan çekiniyordun… (Ahzab 33:37)
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ لِمَ تُحَرِّمُ مَا أَحَلَّ اللَّهُ لَكَ تَبْتَغِي مَرْضَاتَ أَزْوَاجِكَ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Ey peygamber, sırf eşlerini memnun etmek amacıyla, neden Allah’ın sana helal kıldığını kendine yasaklıyorsun? Allah Bağışlayandır, Rahimdir. (Tahrim 66:1)
Surat astı ve döndü; (Abese 80:1) عَبَسَ وَتَوَلَّى
O kör adam geldi diye. (Abese 80:2) أَن جَاءهُ الْأَعْمَى
Ne bilirsin, belki de o arınacak; (Abese 80:3) وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُ يَزَّكَّى
Yahut öğüt alacak ve ona mesajın yararı dokunacaktı.  (Abese 80:4) أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ الذِّكْرَى
Kendisini muhtaç görmeyene gelince; (Abese 80:5) أَمَّا مَنِ اسْتَغْنَى
Sen ona yöneliyorsun. (Abese 80:6) فَأَنتَ لَهُ تَصَدَّى
Onun arınmamasından sana ne? (Abese 80:7) وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّى
Oysa, sana büyük bir hevesle gelen, (Abese 80:8) وَأَمَّا مَن جَاءكَ يَسْعَى
Saygı gösterdiği halde; (Abese 80:9) وَهُوَ يَخْشَى
İlgi göstermedin ona. (Abese 80:10)  فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّى

Hakim gelenek bir yandan Muhammed peygamberi putlaştırırken, diğer yandan da onunla ilgili çeşitli hakaretlerde bulunmuştur.

Muhammed peygambere,

  • İnsanların gözlerini oydurup susuz şekilde çölde ölüme terk ettiği;
  • Savaşta teslim olan bir kavmin bütün erkeklerini öldürtüp, çocuklarını köle, kadınlarını cariye olarak sahabeye dağıttığı;
  • 30 erkeğin cinsel gücünde olduğu;
  • 6 yaşında bir kızla (Aişe annemiz) evlenip, 9 yaşındayken onunla zifafa girdiği;
  • İslam aleyhinde şiirler yazan bir şairi (Kab b. Eşref), yargılamadan, savunmasını almadan öldürttüğü; üstelik bunu, adamın karşısına mertçe birini/birilerini yollayarak değil hain bir pusu ile, tuzağa düşürerek yaptırttığı;

gibi pek çok iftiralarda bulunmuşlardır.

Kuşkusuz sen güçlü bir karaktere sahipsin. (Kalem 68:4)  وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ
فَبِمَا رَحْمَةٍ مِّنَ اللّهِ لِنتَ لَهُمْ وَلَوْ كُنتَ فَظًّا غَلِيظَ الْقَلْبِ لاَنفَضُّ واْ مِنْ حَوْلِكَ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِي الأَمْرِ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّهِ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ
Allah’ın sana bir bağışı olarak onlara yumuşak davrandın. Kaba ve katı yürekli olsaydın çevrenden dağılır giderlerdi. Onları affet, bağışlanmalarını dile ve yapılacak işler hakkında onlara danış. Karar verince de Allah’a güven; Allah güvenenleri sever. (Al-i İmran 3:159)

Bütün bunlar, günümüzde kendine Müslüman diyenlerin benimsediği geleneksel din anlayışının Kuran’a ne kadar ters olduğunu gösteren örneklerden sadece bir kısmıdır.


Not: Bu içerik hazırlanırken; Reşad Halife’nin Kuran Meali’nde yazdığı Notlar’dan yararlanılmıştır.