Bir Mantık Hatası Örneği

Gerçeği anlamak çoğu zaman kolay değildir. Bu yolda sıklıkla yapılan bir hata dikkatimi çekti: Varılan sonucun fayda-zarar açısından değerlendirilmesi.

Belki gerçek, zararlı olduğunu düşündüğümüz bazı özelliklere sahiptir. Sırf onun bazı noktalarda zararlı olduğunu düşünmemiz; onun gerçek olmadığı anlamına gelmez.

Aynı şekilde, bazen “yalan”ların bazı faydalı noktaları olduğunu düşünebiliriz. Sırf onun bazı noktalarda faydalı olduğunu düşünmemiz; onun gerçek olduğu anlamına gelmez.

Gerçek, fayda ve zarardan bağımsız bir şeydir ve gerçeği ararken fayda-zarar açısından olaya bakılması; gerçeği bulmamıza engel olur.

İki örnekle ifade etmeye çalışayım:

Richard Dawkins’in Stephen Hawking’le bir konuşmasını izledim. (Aklımda kaldığı kadarıyla yazıyorum. Konuşmalar birebir bu şekilde değil) Konuşmanın bir aşamasında Hawking, Dawkins’e “Tanrı’yla ne alıp veremediğin var?” gibi bir soru soruyor.

Dawkins’in cevabı ibretlik, diyor ki: “Tanrı fikri, bizim gerçeği aramamıza engel olur. Bilim bazı sorular sorar, siz Tanrı’ya inanırsanız bu sorulara cevap arama güdünüzü kaybedersiniz. Tanrı yaptı der çıkarsınız…”

Bu dediği kısmen doğrudur ve hatta belki yeryüzündeki pek çok insan için Tanrı’ya inanmanın bu zararı olabilir. Ama Allah aşkına, böyle bir zararın olduğunu düşünüyorsunuz diye, “Tanrı yok” diyebilir misiniz?

Tanrı ya vardır, ya yoktur. İnsanların Tanrı’ya inanmalarının sayısız faydaları veya zararları sayılabilir. Ama bunların hiç biri “bir Tanrı var mı yok mu” sorusu için değerli değildir.

Tanrı varsa (ki var) insanların Tanrı’ya inanmasının bazı zararları olduğunu düşünüyoruz diye; yok mu olacak?

Tanrı yoksa, insanların Tanrı’ya inanmasının bazı faydaları olduğunu düşünüyoruz diye; var mı olacak?

Aynı şekilde. Cin diye bir varlık var mı; yok mu diye tartışıyor olalım. Cin diye bir varlığa inanmanın, insanları hurafelere karşı açık hale getirdiğini; hatta onların dolandırılmalarını kolaylaştırdığını düşünebilirsiniz. Ama, cin diye bir varlık var mı; yok mu diye tartışıyorsak, bu argümanın “gerçeği bulma”da en ufak bir değeri yoktur.
.
.
.

Örnekler arttırılabilir ama gerek yok. Umarım anlatmaya çalıştığım şeyi ifade edebilmişimdir. Gerçeği ararken sadece gerçeğe odaklanmak lazım. Gerçeği böyle anlamanın şu zararı veya yararı olur diye akıl yürütmenin; Gerçeği anlamada en ufak bir değeri yoktur; olamaz.


Not: Bu konu gözüktüğü kadar basit değil aslında. Özellikle özgür irade, Allah’a tevekkül… gibi konuları tartışırken, insanlar o kadar çok bu tür hatalara düşüyorlar ki. Aynı şekilde, konu, FAYDA-ZARAR ikilemi ile de sınırlı değil. Bazen GERÇEKLE alakasız başka ölçüler de kullanılabiliyor. Ama bir blog yazısında bu kadar olabiliyor; kitap yazmıyoruz nitekim.

Not2: Dawkins’le ilgili örnekte, Dawkins bu argümanı TANRI YOK fikrini kanıtlamak için sunmadı; farkındayım. Ama ben çoğunluğun rahat anlayabileceği bir örnek olarak bunu seçtim. Nitekim, Dawkins olmasa da benzer gerekçelerle “ateist” olanlar mevcut.

One thought on “Bir Mantık Hatası Örneği

  1. Rahman ve Rahim ola olan Allah’ın adı ile! Allah’ın Rahmeti Selamı ve Bereketi Üzerinize olsun.
    Sayın Gürkan ENGİN bey, Youtup kanalınızdaki bir çok videoyu izledim. Üslubunuz,konulara yaklaşım ve analiz çok makul. Eğer mümkünse aşaıda kısa olarak detayları açıklanmış olan konu hakkında bir çalışma yapmanızı rica ediyorum. Kısa tutmaya çalışacağım. Sorularım olabilir mi acaba tarzında olacak.
    Nisa Suresi 103. Ayette Namazın vakitleri belirlenmiş bir şekilde müminlerin üzerine yazılmış (kitaben kelimesini çoğu kimse farz olarak meal etmiş, Nur suresinin 1. ayetindeki faradna-ha sözcüğü de farz olarak meal edilmiş bu iki kelime arsındaki farkı açıklarmısınız) olduğu bildiriliyor., Bu vakitler bildirilmişse aşağı yukarı vakitler değil kesin sabit vakitler olması ve bu vakitlerin Kuran ı Kerim aracılığı ile bildiriliyor olması gerekmiyor mu? ki Enam 92 de Yüce Allah “onlar namazlarını vaktinde kılarlar diyor” vakitlerle alakalı Kuranda bir arama yaptığımdda. şu zanlara ulaştım. Öncelikle arapça bilgisine sahip değilim. uygun çalışmayı sizden bekliyorum inşallah. Yanlış anlamış olabileceğim kısımlardan da şimdiden Allah’a sığınırım. Öncelikle yuvarlak bir duvar saatini gözünüzün önünüze getirmenizi istiyorum tek fark bu saat 12 li saat diliminden değil 24 lü saat dilimizden oluşacak. yani 12 nin bulunması gereken yerde 24 olacak ve sağa doğru 1 den başlayarak ilerleyecek. hesabı basitleştirmek amacı ile gece ve gündüzü 12 şer saat olarak düşüneceğiz. 1- Hud Suresinin 114. ayetinde 3 vakitten bahsediliyor “gündüzün iki tarafında iki vakit namaz gecenin gündüze yakın olan kısmında bir vakit. şimdi sormak istiyorum. Gündüz dediğimiz zaman dilimi güneşin tam anlamıyla doğduğu andan itibaren mi başlıyor. yoksa fecr vaktide yani güneşin doğumundan önceki vakitte gündüze dahil mi, eğer fecir vakti gündüze dahil ise gündüzün iki tarafındaki iki namazın ilki yani gündüzün ilk tarafındaki namaz fecir namazı mı oluyor? hadi öyle olsun. ama fecir sabaha dahil se gündüzün ilk ucu oluyor ayette ise tarafeyn yani taraf ifadesi geçiyor. eğer fecr yani güneşin doğumundan önceki zaman yani fecr vakti de gündüze dahil ise Yüce Allah neden taha suresinin 130. ayetinde güneşin doğumundan öne, ve onun karşılığı olan güneşin batışından önce (bunada fecrin karşılığı olarak işa diyelim “mümkün olduğunca kısaltmaya çalışıyorum) gecenin bir kısmında (diyelim ki bu hud 114 de bildirilen gecenin gündüze yakın olan kısmı olsun.) ve etrafen sözcüğünü kullanarak gündüzün etrafında dediğine göre güneşin doğuşundan önceki zamanı ve güneşin batışından önceki zamanı yani fecri ve işa’yı gündüze dahil etmediği anlaşılıyor. Eğer öyleyse Hud Suresinin 114. ayetinde bildirilen gündüzün iki tarafındaki vaktin ilki yani gündüzün ilk rafafındaki namaz fecr yani sabah namazı olarak tanımlanan namaz oluyor mu?! Bu mantıkla gündüzün başlangıcını güneşin tam düz olduğu yani tam yuvarlak olarak doğduğu anda başladığını bu anıda afaki olarak 24 saatlik duvar saatimizin 6.dilimini afaki olarak fecr, 6 yı 1 geçe itibariyle gündüzün başladığını bunun tam karşılığı olarak saatin 18. diliminde işanın başladığını ve 17:59 a kadar olan kısmıda gündüzün diğer ucu olarak düşünelim. şimdi sormak istiyorum. 6 yı 1 geçe yükselmeye başyan güneş farzi misal tam 12 de tepeye ulaşıyor ve 12 den itibaren batıya kayarak 18 itibariyle batmaya başlıyor. bu vesile ile 6 dan 18’r kadar olan kısmı gündüz olarak kabul edersek. bu 6 dan 18’e kadar olan kısmın iki tarfında birer nokta belirlememiz gerekirse bir şeyin iki tarafı şöyle mi belirlenmeli o şey neyse orta merkez bulunup merkezden yani 12 den doğuya kalan kısımda bir nokta batıya olan kısımda bir nokta seceçeğiz. yani 12 ile 6 arasında 12 ile 18 arasında. bu seçim en uygun ve simetrik şekilde 9 ve 13 tür. bu mantıktan hareketle 24 saatlik dilimin 9. ve 13. saat noktalarından merkeze birer doğru çizdiğimizi düşünelim. (2 vakti bu şekilde belirledik) hud 114 te bildirilen gecenin gündüze yakın olan kısmında ifadesini de gecenin merkezini 24 olarak belirleyip (bu rakamlar gece gündüz eşit olduğu düşünülerek basit bir hesab yapabilmek içindir hassas hesap uzmanlar tarfından yapılabilir) 24 ten gündüz tarafına doğru bir nokta belirlediğimizde bu nokta en simetrik olarak saat 21 noktasıdır. bu noktadanda saatin merkezine bir doğru çizelim. Böylece elimizde 9, 18, 21 noktaları şeklinde 3 vakit oldu. Devam edelim. Taha 130 da Yüce ALLAH’ın güneş doğumundan önceki kısmı yani fecri ve onun karşılığı olan işayı gündüze katmıyor olmasından ötürü saat 6 kısmını fecr saat 18 kısmını da işa olarak almıştık (kaba hesap) Nur suresi 58. ayette geçen salatıl fecri ifadesinden bu salat’ı namazı saat 6 olarak, aynı ayette bildirilen salatıl ışai (yatsı olarak meal etmişler akşam yatanlar için sıkıntı yok) namazını 18 olarak alıp bu iki noktadanda saatin merkezine birer doğru çizelim. Bu işlemler sonucunda duvar saatimizde 5 noktamız oluştu. saat 6 fecir namazı. saat 9 gündüzün ilk tarafındaki namaz, saat 13’de gündüzün ikinci tarafındaki namaz, saat 18’de işa (akşam namzı) saat 21 de gecenin gündüze yakın kısmındaki namaz (yatsı namazı). Devam edelim. taha suresi 14. ayette yer alan Allah’ın “beni anmak için namz kıl” ifadesini rum suresi 17. ve 18. ayette bildirilen 4 vakitin (bu ayetlerde tespih edin ifadesini taha 14 deki manayla birleştirip namaz olarak algılarsak isra 78’i de yorumlayabiliriz) 3’ü bizim işaretlediğimiz gündüzün ilk tarafındaki 9’a (gündüzün ilk tarafınada sabah demek makul olsa gerek) gündüzün 2. tarafındaki 15’e (bunada ikindi demek makul olsa gerek) 18 deki akşam namazına denk düşüyor. geriye kalan 4. vakit öğlen olarak ifade edilen tuzhırune’yi de güneşin tam tepedeki kısmını onuda 12 olarak alıp duvar saatinin merkezine bir doğru çizelim. şimdi elimizde 6 vakit oldu. Devam edelim. İsra suresi 79. ayette bilidirilen teheccüd namazını da gecenin fecre yakın olan kısmında uyuyup uyanmak şartı ile en simaetrik olarak 3 diye belirleyip 3 dende saatin merkezine bir doğru çizelim. şimdi elimizde 7 vakit oldu. 3-6-9-12-15-18-21 her vakit saatin arasına 2 saat düşüyor (zariyet suresi 49. ayet.her şeyi de çift yarattık düşünüp ders alasınız diye) 21 den 3 kadar ki kısımda da 6 saat kalıyor. onunda uyku için yeterli olduğunu düşünürsek. Yaptığımız bu (saçma olma ihtimali yüksek olabilir. sonuçta Arapça bilmiyor ve meallerden bakıyorum) hesaplamar sonucunda tespit edilen bu 7 vaktin her gün tekrarlandığını düşünüp hicr suresi 87. ayetteki”sana tekrarlanan 7 yi (ayet falan demiyor) ve yüce Kuranı verdik” ifadesinindeki tekrarlanan 7 ifadesinin açık olarak neyi ifade ettiğinin ucu açık olduğu için olasılık olarak bu 7 vakti düşünüp. Şöyle bir uygulama yapsam ki bu hesapla şuan uygulamada olan 5 vakit namaza dokunmadım. he bu arada salatı vusta yani orta namazı da hangi şekilde olursa olsun 7 nin ortası olarakta aydınlık karanlık ortası olarak ta zannedersem 6 daki akşam namazı oluyor.örneğin akıl bali olduğum ilk yeni günün güneşin
    tam düz bir şekilde doğmasıyla başlayacağını düşünen sonraki yaşantısına yatırım yapmak isteyen bir esnaf misali saat 9 niyet ettim Allahım senin rızan için gündüzün ilk tarfında yani sabah namazını kılmaya deyip namaz kılsam. bu günün ilk namazı olsa, saat 12 de niyet ettim allahım senin rızan için öğle namazı kılmaya desem, bu 2. namaz olsa, saat 3 te niyet ettim Allahım senin rızan için gündüzün ikinci tarfındaki ikindi namazını kılmaya desem bu üçüncü namaz olsa saat 6 da işa akşam namazına saat 21 de yatsı yani gecenin gündüze yakın tarafındaki namaza, gecede uyuyup uyanıp saat 3 te teheccüde kalkıp ona niyet edip. duasını da okuyarak namaz kılsam saat 3 ten 6 ya kadar kısımdada yeni gün doğmadan günün muhasebesini yapıp muhasebe kayıtlarınıda şahitlendirebilceğim z raporunu teslim edeceğim günün son namazı olarak fecr namazını kılıp yeni güne ve yeni bir hesaba niyet etsem.dinden çıkarmıyım, sapık, mürtet kafir zındık mındık olurmuyum. görüşlerinizi paylaşırsanız memnun olurum. Yada böyle bir hesap doğru olsaydı. şeydan doğru yola oturup o yolu nasıl eğri yaprdı yada eksiltirdi. misal herhalde 7 vakitten birini çalacak olsaydı bu ilk vakit olurdu. ama sıkıntı yok bizim 5 vaktimizde saat 9 da bir namaz kılmıyoruz. bizim ilk namazımız fecirde, başka ne yapabilirdi. muhasebe kayıtlarını tutturmayayım iflas etsin, nasıl olacak, günün en son şahitli z raporunun alınacağı namazı günün ilk namazına niyet ettireyim.yeni günde lazım olanları istesi arkasına bakıp pişman falan olup tövbe mövbe etmesin, dikkat etmesi hereken namazı vustayı ustada olsa zaten artık bulamaz. tabiiki tüm bunlar bir fantazi çünkü bu kadar alim dururken kim böyle bir şeyi yapabilir. herkes te Kuran ı Kerim i sular seller gibi okurken

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir