Bayram ne zaman(dı)?

Her sene bayramlarda karşılaştığımız standart problem. Bugün bayram mı? Türkiye bugün bayran derken; bazı Arap ülkeleri bayram olmadığını iddia edebiliyor. Bazen bizden bir gün önce, bazen bir gün sonra bayram yapıyorlar. Bazen de bizimle aynı.

Problemin kaynağı ne? Açıkçası, oldukça uzun bir yazı olacağa benziyor. Elimden geldiğince detaylı bakmaya çalışacağım zira. Önce, teknik bazı bilgilerle başlayalım.


Ay Takvimi Nedir?

Aslında bu konuya hiç girmek niyetinde değildim. Son derece basit bir konu olduğunu düşünüyordum ama, bana gelen sorulardan anladığım kadarıyla çok iyi bilinmeyen bir konu. Bu nedenle, hızlı bir özet geçmeyi uygun gördüm. Merak edenler, detaylı bilgilere rahatlıkla ulaşabilirler.

Tarih boyunca insanlar, zamanı belirlemek için çeşitli yöntemler kullanmışlar. Günümüzde, takvim sistemi olarak dünyanın güneş etrafında dönüşünü referans alıyoruz. Dünya, güneşin etrafındaki dönüşünü 365 günde tamamlıyor. Bunu 1 yıl olarak kabul ediyoruz ve bu bir yılı da 12 aya bölmüşüz. İsa peygamberin doğduğu düşünülen yıl 0 kabul edilerek, bugün hangi yılda olduğumuzu biliyoruz. Bunlar, dünyada kabul görmüş standartlar. Bu ölçüleri kullandığımız zaman aramızda anlaşabiliyoruz.

Bazı toplumlar da, tarihi belirlemek için dünyanın güneş etrafındaki turunu değil de; ayın dünya etrafındaki hareketini baz almışlar. Burada, daha anlaşılır olsun diye, konuyu bazı grafiklerle anlatmaya çalışacağım. Ancak ufak bir uyarı, verilen grafikler ölçekli ol(a)mayacak. Uzayla ilgili hazırlanan şemaların hemen hiçbiri maalesef ölçekli verilemiyor. Çünkü, mesafeler o kadar büyük ki, objeleri ölçekli olarak göstermeye kalktığımız zaman, ekranda küçücük şekiller gözükecek. Mesela, dünya ve ayın büyüklüğü ve uzaklığını orantılı olarak göstermek istediğimizde, aşağıdaki gibi bir şekille karşılaşıyoruz.

Dunya-Ay_sema

Dışarıdan bir gözlemciye göre ay, dünya etrafındaki hareketini 27.3 günde tamamlıyor. Ama, dünya da kendi yörüngesinde hareket ettiği için; dünyadan bakan biri açısından ay, dönüşünü 29,5 günde tamamlıyor. Peki, biz dünyadan ayı nasıl görüyoruz? Cevap açık, ayın kendisi bir ışık kaynağı değil. Biz ayın sadece, güneş tarafından aydınlanan kısmını görebiliyoruz. Ayın değişik şekilleri bu sayede meydana geliyor. Basit bir şemayla anlatalım.

AYDongusu

Şemada, sağdaki büyük cisim güneşi, ortadaki mavi küre dünyayı, çevresindeki 8 adet küçük gri küre ise ayın dünya etrafındaki değişik konumlarını temsil ediyor. Dünyanın ve ayın ışık alan tarafı aydınlık; almayan tarafı ise karanlık.  En dıştaki 8 adet orta boyuttaki gri küreler ise, dünyadaki bir gözlemciye göre ayın nasıl gözüktüğünü ifade ediyor. İnsanlar gökyüzüne baktığı zaman ayı bazen dolunay şeklinde (tam bir küre olarak) görüyorlar. Bazen de yarım ay şeklinde… Uzun uzun anlatmaya gerek yok; şemadan her şey belli oluyor. Ama gene de anlaşılmayan noktalar varsa, internette bu konuyu son derece güzel izah eden siteler mevcut. Kısa bir arama ile bulabilirsiniz.

İşte, ayın hareketlerini esas alan takvime kameri takvim diyoruz. Ayın her bir döngüsü bir ay olarak tanımlanmış ve yıl 12 aya bölünerek isimlendirilmiş. Bu ayların isimleri: Muharrem, Safer, Rebîyülevvel, Rebiyülâhır, Cemaziyelevvel, Cemaziyelâhır, Recep, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkaade, Zilhicce. Aynı şekilde, nasıl İsa peygamberin doğduğu gün milat olarak kabul edilip, tarih o günden başlatılıyorsa; Müslümanlar da (Halife Ömer zamanında; Hicretin 17. yılında) hicreti milat kabul etmişler ve Hicri takvimi bu yıldan başlatmışlar.

Bilmemiz gereken bir detay da şu: Ay, dünya etrafındaki hareketini 29,5 günde tamamlıyor demiştik. Bu durumda 1 ay yılı, 29,5 x 12 = 354 gün sürüyor. Güneş takvimi 365 gün sürdüğü için; güneş takvimi ile ay takvimi arasında fark olması normal. Ramazanın her yıl 10-11 gün önce gelmesinin nedeni, güneş takviminde bir yılın 365 gün sürerken; ay takviminde 354 gün sürmesi.


Kuran’da ibadet zamanları için kullanılan takvim

Gelelim konumuza: Kuran’ın iniği toplumda insanlar ay takvimini kullanıyorlardı, Kuran da bu takvimin kullanımını aynen benimsedi.

…يَسْأَلُونَكَ عَنِ الأهِلَّةِ قُلْ هِيَ مَوَاقِيتُ لِلنَّاسِ وَالْحَجِّ
Sana ayın evrelerini soruyorlar. De ki: o, insanlar ve hac ibadeti için bir zaman ölçüsüdür… (Bakara 2:189)

Aynı şekilde, orucun farz kılındığı zaman da, Ramazan ayıdır.

…شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ
Ramazan, insanlara yol gösterici, apaçık bir öğreti ve yasa kitabı olan Kuran’ın indirildiği aydır. Kim o aya ulaşırsa oruç tutsun… (Bakara 2:185)

Kuran’ın indiği zamanda bu konu son derece basitti. İnsanlar, ayı gözlemleyerek tespit ediyorlardı. Ramazan ayı geldiği zaman oruca başlıyorlar, Ramazan ayı bitip Şevval ayı gelince orucu bırakıyorlardı. Ama günümüzde durum değişik. Artık zamanı gökyüzüne bakarak değil; saatlerimize ve takvimlerimize bakarak belirliyoruz. Peki, ayın ne zaman görüleceği, hesaplanamaz bir şey mi? Neden yapılan hesaplarla gözlemler arasında fark var?

الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ بِحُسْبَانٍ
Güneş ve ay bir hesap ile (hareket etmekte) dir. (Rahman 55:5)

Dünya, ay ve güneşin hareketleri rastgele değildir. Belli fizik kanunları ile hareket etmektedirler; önceden hesaplanabilirler. Nitekim, güneş veya ay tutulmalarını düşünün. Bu tutulmalar, dünya, güneş ve ayın belli bir pozisyonda olması ile gerçekleşen doğa olaylarıdır. Günümüzde, gerçekleşmesinden yıllar önce, “X sene sonra şu saatte güneş tutulması olacak, dünyada şu bölgelerde gözlemlenecek” şeklinde açıklamalar yapılıyor. Nitekim, tam açıklanan saatte ve yerde söylenen güneş ve ay tutulması gözlemleniyor. O halde, Ramazan ayının ne zaman başlayacağını; ne zaman biteceğini hesaplamak hiç de zor olmamalı!


Hangi Yöntem Doğru?

Açıkçası, belli bir hesaba göre hareket eden gök cisimlerinin bağlı olduğu kanunlara vakıf olup; ayın ne zaman gözükeceğini hesaplamak, ayı gözlemlemekten çok daha sağlıklı bir yol. Bu, o kadar net bir konu ki, üzerinde tartışmaya bile gerek yok. Ama…

Evet, önemli bir ama var. Benzer bir problemi oruç zamanında yaşıyoruz.

… وَكُلُواْ وَاشْرَبُواْ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ…
…Şafağın beyaz ve siyah ipliği, sizin için ayırdedilinceye kadar yeyin, için.. (Bakara 2:187)

Ayet çok açık bir şekilde, orucun başlama zamanını anlatıyor. Daha önce de dediğim gibi, sene olmuş 2016. Artık zaman geldi mi gelmedi mi diye gökyüzüne bakmıyoruz, saatlerimize bakıyoruz. Diyanet sağolsun, oruç zamanını hesaplıyor ve bildiriyor. Ama ciddi bir sıkıntı var. Diyanetin imsak vakti (orucun başlama zamanı) olarak bildirdiği zamanla, Kuran’ın anlattığı zaman uymuyor. Normalde, sabahın aydınlığı ile karanlığını ayırt etmeye başladığımız ana kadar yeyip içebilmemiz lazım. Ama, diyanetin söylediği saatten 1-1,5 saat kadar sonra bunu gözlemliyoruz!

Peki sorun nerede? Gerçekten biz, saat tam olarak kaçta güneşin doğmaya başlayacağını hesaplayamaz mıyız? İmkansız bir şey mi bunu hesaplamak? Aslında sorun, bu zamanın hesaplanamaz oluşunda değil. Nitekim, hesabın gerçeğe uymadığını fark eden pek çok kişi, yapılan hatanın nedenini buluyor. Sorun, güneş ışınlarının dünyaya gelişinin nasıl hesaplanacağı ile ilgili bir problem. Diyanetin belirlediği hesap yöntemi hatalı. Aslında diyanetin de bunun farkında olduğunu düşünüyorum ama, bir noktadan sonra hatasından dönemiyor. Zira bunu yaptığı an, “önceden bize yanlış mı yaptırdınız” diye hesap soracak öfkeli kalabalıktan çekiniyorlar. Ancak, Süleymaniye Vakfı gibi pek çok kişi/kurum, doğru hesaplama ile imsak vaktinin ne zaman olacağını önceden belirleyebiliyorlar.

O halde, sorun hesabın kendisinde değil, hesapta kullanılan yöntemde. Konuyu dağıtmamak için bu hataya değinmiyorum. Ancak merak edenler konu hakkında detaylı bilgilere ulaşabilirler. Fakat maalesef Diyanetin bu kadar bariz bir hata yapması ve hatasında diretmesi, hesaplamalara olan güveni sarsıyor; bunu da kabul etmemiz lazım.

Şimdi gelelim Ramazan ayını hesaplamalarla değil, gözlemle tespit edenlere. Bu kişilerin dayanakları ne?


Ayları tespitte hesaba değil gözleme dayananların argümanları

Bu konuda hesaba değil, gözleme dayanırız diyenlerin dayanak noktaları hadisler.

Hilali gördüğünüz zaman oruç tutun. Hilali gördüğünüzde iftar edin. Eğer hava kapalı olursa, Şa’bân ayını otuza tamamlayın. (Buhari)

Biz ümmî bir ümmetiz; yazma ve hesaplama bilmeyiz, ay şu kadar ve şu kadardır; yani ya yirmi dokuz, yahut da otuz gün çeker. (Buhari)

Her ne kadar bu konu uzun uzun anlatılsa da, dayanak noktası bu (ve benzeri) hadisler. Gene de konu hakkında detaylı bilgi edinmek isteyenler aşağıda linkini verdiğim videoyu izleyebilirler.


Ay tespitinde yapılan hesaplamalar doğru mu?

Kısa bir cevap vermek gerekirse evet. Ayın başlangıcını hesapla değil, gözlemle tespit ettiğini iddia edenlerin üç ciddi sorunu; hesaplama yönteminin gözlemden çok daha tutarlı olduğunu gösteriyor.

  1. Kendi aralarında anlaşamıyorlar. Hilali gözlemleyen pek çok devlet-grup; çoğu zaman birbirinden farklı günlerde hilali gördüklerini iddia ediyorlar.
  2. Havanın kapalı olması gibi durumlarda; Hilal gözükmediği zaman, Şaban ayını (Ramazan’dan bir önceki ay) 30’a tamamladıklarını söylüyorlar. Buraya kadar makul. Ancak sorun şurada: Bu kişiler Şaban ayını gözlemle değil, hesapla tespit ediyorlar. Şayet hesaplamalar hatalı ise, sadece Ramazan ayını değil, ondan bir önceki ayı da (şayet bu ayda da hava kapalı olursa bir önceki ayı); kısaca, bütün bir yıldaki ayları gözlemle tespit etmeleri gerekir. Ama bu zor olduğu için, Şaban ayını otuza tamamlarken takvimi baz alıyorlar. Bununla da ciddi bir çelişkiye düşüyorlar.
  3. Şayet hesapta bir hata olsaydı, bu, sistematik bir usül hatası olmalıydı. Hesaplama ile gözlemler arasında sürekli aynı hatanın çıkması gerekirdi. Ama biliyoruz ki, gözlem yaptıklarını iddia edenler bazen bir gün önce, bazen bir gün sonra hilali gördüklerini iddia ediyorlar. Bazen de, hesapla aynı gün görüldüğü söyleniyor. Hesaplama belli bir mantıkla yapıldığı için; hatanın gözlemde olduğu kesinlik kazanıyor.

Bu konunun önemi

Aslında bu konunun kendisinden daha önemli olan bir şey var. O da, düşünce biçimi. Bir örnekle izah etmeye çalışayım.

Rosetta uzay aracını ve taşıdığı Philae isimli uyduyu duymuşsunuzdur. 2004 yılında fırlatılan bu araç, 2014 yılında hedefine ulaştı. Hedef dediğimiz de, dünyadan 510 milyon kilometre uzaklıkta bulunan, 4 km. genişliğinde bir kuyruklu yıldız.

10 sene sonra, 510 milyon kilometre uzaklıkta bir gök cisminin nerede olacağını hesaplayan zihniyet ile; bir sene sonra ayın ne zaman görüleceğinin bilinemeyeceğini iddia eden zihniyet bir olur mu?

وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَن تُؤْمِنَ إِلاَّ بِإِذْنِ اللّهِ وَيَجْعَلُ الرِّجْسَ عَلَى الَّذِينَ لاَ يَعْقِلُونَ
Hiç bir kişi Allah’ın izni olmadan inanamaz ve O, akıllarını kullanmayanları rezilliğe mahkum eder. (Yunus 10:100)

One thought on “Bayram ne zaman(dı)?

  1. Pingback: İslam’da Oruç Var mı? – Halit Can Dündar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir