Allah’tan çok Rasul’ünü anan bir ümmet!

İnsanlar, içinde bulundukları durumu çoğu zaman sağlıklı algılayamıyor. “Öteki”nin hatalarını, çelişkilerini çok iyi tespit edebiliyoruz da; iş kendimiz oldu mu, yaptığımız en basit hataları bile göremediğimiz oluyor. Günümüz Müslümanlarının, peygamberi Allah’tan daha çok anmaları da böyle bir durum. İlk söylediğimiz zaman kimsenin kabul etmek istemeyeceği, “olur mu öyle şey?” diyeceği bir gerçek. Herhangi bir “Dini” radyo kanalı açın; ilahileri dinleyin. İlahilerin kaç tanesi Allah’ı övüyor/yüceltiyor, kaç tanesi Rasul’ünü övüyor/yüceltiyor; listeleyin. Bu, hakim geleneğin Rasul’ü ne noktaya getirdiğinin en somut delillerinden biri olacak sizin için.

Mesela, alttaki yazıyı okuyun ve ne hissettiğinizi düşünerek bu gerçeği görebilirsiniz.

Allah, hepimizin yaratıcısıdır. Bizi yaratan, bize sayamayacağımız kadar nimetler veren O’dur. Allah, bize vahyini iletmesi için Muhammed’i elçi olarak yollamıştır. Muhammed bize Kuran’ı iletmiş, bizim için güzel örnek olmuştur…

Bu kısa paragrafı okuduğunuzda sizi rahatsız eden bir şey oldu mu? Muhammed ne demek? Senin asker arkadaşın mı? Hz. Muhammed desene! diye düşündünüz mü? Sonunda sallallahu aleyhi vesellem duasını ifade eden (sav) yazısını görmeyince rahatsız oldunuz mu?

Peki… Alemlerin Rabbi olan Allah’tan bahsederken, ne başında, ne sonunda hiç bir saygı ifadesi kullanmadık. Günlük dilde de kullanmıyoruz. Neden bu bizi rahatsız etmiyor da, Muhammed peygamberin ismi anılınca saygı ifadesi kullanılmaması rahatsız ediyor?

Bu soru aklımızın bir kenarında dursun, biz ümmet nasıl oldu da Allah’tan çok Rasul’ünü anar hale geldi, ona bakalım.

Salavat Çarpıtması

إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ     يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمً
Allah ve melekleri Nebi’yi salat etmektedirler. Ey inananlar, siz de onu salat edin, gereken saygı ve itaati gösterin. (Ahzab 33:56)

Gelenek bu ayeti; peygamberden bahsedildiği zaman, hemen peşi sıra “sallallahu aleyhi vesellem” demek şeklinde anlamıştır. Bu sözü söylemek başlı başına bir ibadet olarak görülmüştür. Uydurulan pek çok rivayet, bu sözü söyleyenlere peygamberimizin şefaat edeceğini, bu kişilere cennette huriler verileceğini müjdelemiştir. Burada, çarpıcı bir rivayeti örnek olarak verelim:

Übeyy ibni Kâ’b birgün Peygamberimize şöyle sordu: “Ey Allah’ın Elçisi, ben sana çok salavat getiriyorum. Duamın ne kadarını salavata ayırayım?”
Peygamberimiz: “Dilediğin kadarını” buyurdu.
Übeyy yine sordu: “Dörtte birini ayırayım mı?”
Peygamberimiz yine: “Dilediğin kadarını, ama arttırırsan senin için daha iyi olur.” buyurdu
“Yarısını?”
“Dilediğin kadarını. Ama arttırırsan senin için daha iyi olur.”
“Peki, duamın tamamını salavata ayırsam?”
“İşte o zaman Allah senin bütün sıkıntılarını giderir ve günahlarını da bağışlar.” (Tirmizî, Kıyamet: 23.)

Not 1: Salavat, salat kelimesinin çoğuludur.
Not 2: Bu rivayeti, sorularlaislamiyet isimli siteden aldım. Benzer pek çok rivayet olduğu için, Hadis kitabında geçip geçmediğini kontrol etme ihtiyacı hissetmedim.

Rivayetteki tehlikeyi görebiliyor musunuz? Rasul, kendine soru soran sahabeye, duanın tamamını kendisi için yapmasını söylemiş. Bu, kabul edilebilir bir şey mi? Bir Rasul, Allah’tan çok kendisine dua edilmesini söyler mi?

Rivayetleri bir yana bırakıp; Kuran’a bakarsak şunu görürüz: Ayetin, peygambere (veya peygamber için) dua etmekle bir alakası yoktur. Önce, salat kavramının, benzer ayetlerde nasıl geçtiğine bakalım.

هُوَ الَّذِي يُصَلِّي عَلَيْكُمْ وَمَلَائِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ     وَكَانَ بِالْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا
O (Allah) ki sizi karanlıklardan ışığa çıkarmak için melekleri ile birlikte sizi salat eder. O, inananlara karşı Rahimdir. (Ahzab 33:43)

Bu ayetten de açıkça gördüğümüz üzere, Allah, melekleri ile beraber sadece Nebi’yi değil; aynı zamanda, müminleri de salat ediyor. Salat ne demek? Allah nasıl salat eder? Melekleri nasıl salat eder? Bu sorular aklımızın bir kenarında dursun; biz, ayetlere bakmaya devam edelim.

خُذْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِم بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْ    إِنَّ صَلَاتَكَ سَكَنٌ لَّهُمْ    وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Onları temizlemek ve yüceltmek için paralarından bir sadaka al ve onları salat et, zira senin salatın onları memnun eder. Allah İşitendir, Bilendir. (Tevbe 9:103)

Evet, Allah müminlere, “Nebi’yi salat edin” diye emir vermişti. Ama, bu emir tek taraflı değil; karşılıklı. Nebi’ye de, müminleri salat et diye emretmiş. Bir an için, salat emrini, geleneğin anladığı gibi anlayalım. Salat edin demek, kişinin arkasından “sallalahu aleyhi vesellem” demek olsun. Bu durumda, Rasul ve arkadaşlarının aşağıdaki gibi konuşmaları gerekirdi. (aleyhi=onun üzerine; aleyke=senin üzerine demektir.)

Peygamber: Ya Ömer (sallallahu aleyke vesellem), Ali’yi (sallallahu aleyhi vesellem) gördün mü?
Ömer: Evet ya Rasullallah (sallallahu aleyke vesellem), Ali’yi (sallallahu aleyhi vesellem) gördüm. Osman (sallallahu aleyhi vesellem) ile beraber, pazara gittiler.
Peygamber: Ya Ömer (salllallahu aleyke vesellem), sen de pazara git ve Ali (sallallahu aleyhi vesellem) ve Osman’a (sallallahu aleyhi vesellem) şunu söyle…

Nasıl? Komik değil mi? Evet, böyle konuşma olmaz. Allah gerçekten, Müminlerden ve Rasul’den bunu yapmasını mı istedi?

Cevabı ayetlerden bulalım:

…وَمِنَ الْأَعْرَابِ مَن يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَيَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ قُرُبَاتٍ عِندَ اللَّهِ وَصَلَوَاتِ الرَّسُولِ
Araplardan, Allah’a ve ahiret gününe inananlar da vardır. İnfak ettiklerini ise, Allah’a yaklaştıracak bir vesile ve elçiye salavat sayarlar… (Tevbe 9:99)

Bütün ayetleri düşündüğümüzde, salat kelimesinin Arapça anlamını bilmiyor olsanız bile, doğru manayı bulabilirsiniz.

  • Allah ve melekleri, Nebiyi salat ediyorlar. (33:56)
  • Müminlere, Nebiyi salat etme emri verilmiş. (33:56)
  • Allah ve melekleri, müminleri salat ediyorlar. (33:43)
  • Nebiye, müminleri salat etme emri verilmiş.(9:103)
  • İnfak edilen mallar, salat olarak değerlendirilmiş. (9:99)

Evet, salat kelimesinin sözlük anlamı desteklemek demektir. Allah ve melekleri Nebiyi destekliyor ve müminleri de destekliyor. Allah aynı zamanda emir veriyor, “Ey Müminler, Nebiyi destekleyin”. Rasul’e de aynı emri veriyor: “Müminleri destekle”. 9:99’un bağlamına bakın. Savaş ortamında, orduyu donatmak için yapılan çalışmada, insanların mal infak etmesi, salat, yani destek olarak tanımlanıyor.

Yani bu destek, “senin arkandayız, kalbimiz seninle beraber…” şeklinde moral motivasyon filan değil, fiziksel olarak yardım etme şeklinde gerçek bir destek.

Günümüzde yapılan ise şu. Allah: “Ben Nebiyi destekliyorum, siz de destekleyin” diyor. Bu, bize verilen bir emir. Ama biz, verilen emri günümüzde nasıl uygularız diye düşünüp hayatımıza geçireceğimize, “Allah’ım, Muhammed’i destekle” diye Allah’a dua ediyoruz. Allah’ın bizden istediği şeyi yapmak yerine, “Allah’ım sen yap!” diyoruz. Bu yaptığımızla, yahudileri andırıyoruz. Allah Yahudilere “şuraya gidin” diye emrettiği zaman, yahudiler de bunu yapmak yerine, Allah’ın yapmasını istemişlerdi, hatırlayalım.

قَالُوا يَا مُوسَىٰ إِنَّا لَن نَّدْخُلَهَا أَبَدًا مَّا دَامُوا فِيهَا – فَاذْهَبْ أَنتَ وَرَبُّكَ فَقَاتِلَا إِنَّا هَاهُنَا قَاعِدُونَ
Dediler ki: “Ey Musa! Biz, onlar durduğu sürece hiçbir zaman oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burada duracağız.” (Maide 5:24)

Kelime-i Tevhid (Birleme Kelimesi) Nasıl Kelime-i Tesniye (İkileme Kelimesi) Oldu?

Küçük çocuklara bile öğretilen en temel bilgilerdendir.
– İslam’ın şartı kaç?
– Beş!
– Say bakalım.
– Bir: Kelime-i şehadet…

Nedir bu kelime-i şehadet veya kelime-i tevhid? Burada teknik/fıkhi tarif yapmayacağım. Bu kelime, Müslüman olmak için giriş kelimesi diye bilinir halk arasında. Tamam, bu anlayış üzerinden gidelim. Şimdi, elimizde Allah’ın yolladığı bir kitap yani Kuran var. Kuran’da, İslam’ın ilk şartı(?) olan cümlenin olmasını bekleriz değil mi? Elbette, var zaten.

شَهِدَ اللّهُ أَنَّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ وَالْمَلاَئِكَةُ وَأُوْلُواْ الْعِلْمِ قَآئِمَاً بِالْقِسْطِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Allah, kendinden başka ilah olmadığına şahitlik etti; melekler ve adaleti gözeten ilim sahipleri de: O’ndan başka ilah yoktur, Aziz’dir, Hakim’dir.  (Al-i İmran 3:18)

Gördüğümüz gibi, birleme kelimesinin nasıl olması gerektiğini Allah öğretiyor. Allah’tan başka ilah yoktur. (nokta)

Bu kelime Kuran’da, “Allah’tan başka ilah yoktur”, “O’ndan başka ilah yoktur”, “Benden başka ilah yoktur” şeklinde toplam 35 ayette geçmektedir. Ayetlere kendiniz bakın, hiçbirinin sonunda, herhangi bir insanın ismi anılmıyor. Zaten, neden anılsın ki?

2:163, 2:255, 3:2, 3:6, 3:18, 4:87, 6:102, 6:106, 7:158, 9:31, 10:90, 11:14, 13:30, 16:2, 20:8, 20:14, 20:98, 21:25, 21:87, 23:116, 27:26, 28:70, 28:88, 35:3, 37:35, 39:6, 40:3, 40:62, 40:65, 44:8, 47:19, 59:22, 59:23, 64:13, 73:9

Tarihi/arkeolojik delillere baktığımız zaman; (mesela Müslümanların bastıkları paralara baktığımızda), “Allah’tan başka ilah yoktur” sözüne Muhammed peygamberin adının, zaman içinde eklendiğini görebiliyoruz.

Kuran’da böyle bir “cümle” olmamasına rağmen, insanlar, bunu söylemenin ne zararı var? gibi yaklaşımlarla dediklerimize itiraz edebiliyorlar.

Bu konuda, Edip Yüksel’in sorduğu bir kaç soruyu alıntılamakla yetiniyorum.

Muhammedsiz bir TEK Allah düşünemeyen Tesniyeciler (ikilemeciler) Kuran’a inat uydurdukları bu “Allah + Muhammed” formülünü savunmak için bir sürü bahaneler ileri sürüyorlar. Ancak o bahanelerin palavradan ibaret olduğu aşağıdaki sorular üzerinde biraz düşünülürse ortaya çıkar.

  • Siz hayatınızda kaç kez “Tanıklık ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur VE Kuran Allah kelamıdır” diye şehadet getirdiniz?
  • Siz hayatınızda kaç kez “Tanıklık ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur VE İsa Allah’ın elçisidir” diye şehadet getirdiniz?
  • Siz hayatınızda kaç kez “Tanıklık ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur VE tek hidayet kaynağı O’dur” diye şehadet getirdiniz?
  • Siz hayatınızda kaç kez “Tanıklık ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur VE insanların çoğunluğu şirk koşmadan iman etmez” diye şehadet getirdiniz?
  • Siz hayatınızda kaç kez “Tanıklık ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur VE İslam tek dindir” diye şehadet getirdiniz?
  • Siz hayatınızda kaç kez “Tanıklık ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur VE aklını kullanmayanları Allah rezilliğe mahkum edere” diye şehadet getirdiniz?
  • Siz hayatınızda kaç kez “Tanıklık ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur VE Muhammed’in elçiliğine tanıklık eden münafıklar yalan söylüyorlar” diye şehadet getirdiniz?Not: Son maddeyi anlamakta zorlananlar Münafikun suresi olarak bilinen 63. surenin 1. ayetine bakabilirler.

Ezan ve Sela’da Muhammed peygamberin anılması

Namaza çağrı olarak seslendirlen ezandaki birleme kelimesinin, sonradan tahrif edildiğini anlayabiliyoruz. Ancak esas sıkıntı sela olarak bilinen uygulamada. Ölüm haberini çevreye bildirmek için minarelerden sela dediğimiz duanın okunması, ülkemizde de uygulanan bir gelenek. Cuma günleri namazdan önce de sela okunuyor. Önceden yoktu ama artık pek çok yerde, perşembeyi cumaya bağlayan akşamlarda da sela okunuyor. Bu konuda herhangi bir yorumda bulunmadan, sadece selanın Arapça okunuşu ve Türkçe anlamını veriyorum.

Es Salatu ve’s-Selamu aleyke ya Rasulallah.
Ey Allah’ın Rasulü, Salat ve Selam senin üzerine olsun.

Es Salatu ve’s-Selamu aleyke ya Habiballah.
Ey Allah’ın sevgilisi, Salat ve Selam senin üzerine olsun.

Es Salatu ve’s-Selamu aleyke ya Nure Arşillah.
Ey Allah’ın arşının nuru, Salat ve Selam senin üzerine olsun.

Es Salatu ve’s-Selamu aleyke ya hayra halgillah.
Ey Allah’ın yarattıklarının hayırlısı, Salat ve Selam senin üzerine olsun.

Es Salatu ve’s-Selamu aleyke ya Seyyidel evveline vel ahirin.
Ey öncekilerin ve sonrakilerin efendisi, Salat ve Selam senin üzerine olsun.

Vel Hamdü lillahi Rabbil Alemin!
Hamd, Alemlerin Rabbi olan Allah içindir.


Kuşkusuz, bu konuda yazılacak daha çok şey var. Muhammed peygamberin (haşa) Allah gibi her şeyi gören ve bilir olduğu şeklindeki anlayış… Namazlarda Rasul’e 2. tekil kişi olarak hitap etmek… Allah’ın cezalandıracağı kişilere Muhammed peygamberin şefaat edeceğini söyleyen rivayetlerle, Rasul’ün Allah’tan daha merhametli gösterilmesi.

Ancak, yukarıda saydığımız üç madde, yaptığımız bu büyük hatayı görmemiz için başlangıç olabilir diye düşünüyorum.

وَإِذَا ذُكِرَ اللَّهُ وَحْدَهُ اشْمَأَزَّتْ قُلُوبُ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ وَإِذَا ذُكِرَ الَّذِينَ مِن دُونِهِ إِذَا هُمْ يَسْتَبْشِرُونَ
Allah tek başına anıldığı an ahirete inanmıyanların kalpleri huzursuz olarak ürker. Fakat O’nun dışındakiler anıldığı zaman hemen yüzleri güler. (Zümer 39:45)

2 thoughts on “Allah’tan çok Rasul’ünü anan bir ümmet!

  1. Rabbimizi bir insan veya yaratılmış diğer varlıklar gibi bir varlık olarak itikad etmişsiniz sanıyorum. Tamam buzamana kadar gelmiş geçmiş bütün ümmet Kur’an’ı anlamamış, uydurulmuş hadislerle saf saf müslüman olduklarını düşünüyorlar cennet hayalleri kuruyorlar birtek siz cennete gideceksiniz tamam. gerçekten tamam ama Allah rızası için yada her neyse amacınız her neyse en değerliniz onun için bu keşiflerinizi kendinize saklayın nasıl olsa cennete uçacaksınız tek başınıza Kur’an’ı doğru anlayan tek insan olarak. bu ümmetin saf kalplerinden uzak durun!

    • Teyze niye kızıyon ki!? Daha ilk cümlende yazıyı anlamadığını belirtmişsin zaten “sanıyorum”. Adam, Allah’ın ayetleriyle ve sizin hadis zırvalarınızla gayet açık net bir şekilde karşılaştırarak ortaya koymuş gerçeği. Ancak bu derece karşı çıktığın duruma en ufak mantıklı bir cevap bile yaz(a)madan, ergen atışması gibi, “tamam sen girecen”, “tek sen girecen” vs söylemlerle mesaj yazmanın bi anlamı yok ki. Allah’ın size bahşettiği aklınızı kullanın biraz lütfen. Beyninizdeki sınırları bi kaldırın, önyargılarınızdan sıyrılın, şeyhlerinizden kurtulun, rivayetleri çöpe atın, Allah’ın vahyettiği apaçık kurana kulak verin, onu anlamaya çalışın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir